Retina Dekolman Olan Kataraktlı Göz Hastasının Güncesi
Muayene Oluyorum
05.06.2009
Son bir kaç haftadır gözümde farklılıklar olduğunu hissediyordum. Nereye bakarsam bakayım tüm şekiller eğri büğrü görünüyordu. yazdığım yazılardan, baktığım binalara kadar her şeyde bir titrek bir yamukluk söz konusuydu. Çevremde gördüğüm her şeyi yamuk yumuk eğri büğrü olması imkansızdı. Bu nedenle bir göz doktoruna görünmem gerektiğine kanaat getirdim.
Gözümün rahatsızlığı ile ilgili olarak 3 farklı hastaneden randevu alabilmek için randevu sistemini takip etmeye çalışıyordum. Ancak göz servisinden randevu alamıyordum. Ve en son Şişli Etfal hastanesinden randevu almayı başarabilmiştim
Şifayı verenin Allahu Teala olduğuna kesinlikle inanıyorum. Ancak vesilelere sarılmanın farz olduğunu da bildiğimden bunun için önce Şişli Etfal hastanesine gittim. 4 doktor muayene etti. Ayrı ayrı. Ve hemen ameliyata alınmam gerektiğini söylediler. Durumum hiç iyi değilmiş ve beni zor riskli bir ameliyat bekliyormuş. Tamam demedim. Danışan dağlar aşmış deyip daha önce katarakt ameliyatı olduğum İstanbul Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniğine gittim.Beni önce asistan doktor muayene etti. Basit bir göz rahatsızlığı olan hastaya bakar gibi baktığı için kendisine durumum tekrar anlatarak Şişli Etfal hastanesinde söylenenleri tekrarladım. O zaman beni alarak Operatör Doktor Osman Murat Uyar’a götürdü. Şimdi emin ellerde olduğumu hissettim. Osman Murat bey dikkatli bir şekilde muayene etti. Gözümün retina yırtılmasına uğradığını bunun için ameliyat olmam gerektiğini belirtti. Riskli ancak zor olmayan bir ameliyatın beni beklediğini bunun için ameliyat günü için göz servisinden gün almam gerektiğini söyledi. Bu arada ameliyata kadar yüzüstü yatmam gerektiğini , yırtılmaların artmaması gerektiğini önemle vurguladı
Dr. Murat beyin yanından göz servisine gittim. Bana 15 gün sonraya gün verilince durumumun önem arzettiğini bu zamanın uzun olduğunu söylediğimde ” ooo , bu yine kısa bir zaman 1-2 ay sonrada olabilir. Zaten ayda 2 kez yapılan bir ameliyat “denilerek buna razı olmam gerektiği asistan doktorlarca belirtildi. Adaletin kestiği parmak acımaz diyerek bu 15 güne razı olarak eve döndüm.
15 gün boyunca...

Gözüme ilk ameliyat
Az görme şikayetinin ardından Retina dekolmanı tanısıyla yatışımın verildiği 17/6/2009 günü ameliyat olmak için hastaneye sabah saat 08:00 de gittim. Saat 08:30 gibi ameliyata alındım. Yatağıma dönüş Saatim 12:00 civarı .. 12 civarı diyorum çünkü “amca sana söylüyorum” uyarı sesiyle kendime geldim. İçeride 3 yaşlı bir genç ve bir de ben orta yaşlarda olduğum için bu sözün kime söylendiğini anlayamadım. “Hey amca sana diyorum.
Yüzüstü yatsana” dedi. Bayan sesi. Gözümün bandajlı oluşu ve ameliyattan çıkıp yatağıma yatırıldığımın o an farkına vardım.
Uyarı yapan bayan asistan doktora “bana mı söylüyorsunuz” diye yorgun bir sesle sordum. “Tabi amca, sana söylüyorum yüzüstü yat. Bu uyarı üzerine yatakta yüzüstü yatmak üzere döndüm. Dönerken saatimin 12:20 olduğunu gördüm. Bir yandan da ” koğuş yaşlı dolu kime amca dediği belli değil. Bir de bağırıyor. Önümüzü görecek halimiz yok. diye içimden düşünceler geçti.
Tekrar uyanmışım. Uyandığımda susuzluktan dudaklarım kurumuştu. Koğuşta bulunan refakatçilerden birinden rica ettim. Dışarıdan su getirttim.
Bu durumlarda hasta yakınları bayağı yufka yürekli oluyor. Yanımda kimsenin olmayışı da etkilemiş olacak ki bana zavallı gözüyle bakıyorlardı.
Tekrar uyudum.
Koğuş kahkaha ve konuşmalarla çalkalanıyordu. Kafam gürültüyü kaldıramayacak kadar zonkluyordu. “Biraz susun ” dediğimde aldığım cevap. Ne yani konuşmayacak mıyız?
Cevap vermedim. Sustum. Ne diyeyim ki. Nerede olduğunu bilmeyen birine ne cevap verilir ki..
Konuşmaları devam ediyordu.
Ben yaşlarda olan yanımdaki yatakta yatan hasta tam karşısında dedesi yaşındaki diğer hastayı evlendirmeye çalışıyordu. “Sen dul benim anam dul. Sen de de bağlar bahçeler varmış. İkinizi de evlendirelim.” muhabbeti vardı, aralarında…
Gece geç saatlere kadar sürdü.
Ertesi sabah kontrol sonucu gözümün önünde kocaman bir gaz tabakası ile eve gönderildim. Gaz tabakası zamanla kaybolacak, görmem düzelecekmiş. Ancak normal bir göz gibi göremeyecekmişim
Uyarı yapan bayan asistan doktora “bana mı söylüyorsunuz” diye yorgun bir sesle sordum. “Tabi amca, sana söylüyorum yüzüstü yat. Bu uyarı üzerine yatakta yüzüstü yatmak üzere döndüm. Dönerken saatimin 12:20 olduğunu gördüm. Bir yandan da ” koğuş yaşlı dolu kime amca dediği belli değil. Bir de bağırıyor. Önümüzü görecek halimiz yok. diye içimden düşünceler geçti.
Tekrar uyanmışım. Uyandığımda susuzluktan dudaklarım kurumuştu. Koğuşta bulunan refakatçilerden birinden rica ettim. Dışarıdan su getirttim.
Bu durumlarda hasta yakınları bayağı yufka yürekli oluyor. Yanımda kimsenin olmayışı da etkilemiş olacak ki bana zavallı gözüyle bakıyorlardı.
Tekrar uyudum.
Koğuş kahkaha ve konuşmalarla çalkalanıyordu. Kafam gürültüyü kaldıramayacak kadar zonkluyordu. “Biraz susun ” dediğimde aldığım cevap. Ne yani konuşmayacak mıyız?
Cevap vermedim. Sustum. Ne diyeyim ki. Nerede olduğunu bilmeyen birine ne cevap verilir ki..
Konuşmaları devam ediyordu.
Ben yaşlarda olan yanımdaki yatakta yatan hasta tam karşısında dedesi yaşındaki diğer hastayı evlendirmeye çalışıyordu. “Sen dul benim anam dul. Sen de de bağlar bahçeler varmış. İkinizi de evlendirelim.” muhabbeti vardı, aralarında…
Gece geç saatlere kadar sürdü.
Ertesi sabah kontrol sonucu gözümün önünde kocaman bir gaz tabakası ile eve gönderildim. Gaz tabakası zamanla kaybolacak, görmem düzelecekmiş. Ancak normal bir göz gibi göremeyecekmişim

Gözüme İkinci Ameliyat
Ameliyat öncesi nasıl görüyorsam ameliyat sonrası da aynı şekilde görme şikayeti ile gittiğim hastanede tekrar ameliyat kararı verildi. Tanı yine aynı. H33 Retina dekolmanı ve yırtıklar…
22/7/2009 günü 08:00 de ön muayene ve hazırlıklar yapıldı. Saat 11:00 civarında hastabakıcı ameliyat önlüklerimi getirdi. Onun yardımıyla giyindim. Bu arada bana refaketçim olup olmadığı soruldu. Ben bana yardımcı olacak refakatçinin Allahu Teala olduğunu, ondan daha iyisini bulamadığımı ve hastane çalışanlarının ve diğer hasta refakatçilerini de vesile ettiğini söylediğimde gülüşmeler oldu. ( ! ) Tekerlekli sandalyeye oturdum.
Ayaklarıma galoşları (hijyen amacıyla ayağa takılan naylon) geçirdikten sonra ameliyathane girişine kadar beraberce gittik. Ameliyathane kapısında beni iç görevliye teslim etti. Saat 11:30 da ameliyathaneye alındım. Ameliyathane hakkında diğer bir yazıda söz etmiştim.
Az sonra genel anestezi ekibi gelerek beni sedyeye yatırdı. Tatlı bir muhabbet eşliğinde ve anestesi uzmanı Serkan bey’in kontrolünde elime yapılan iğnenin ardından hayatla bağım kesilmişti. Ta ki kendimi yatakta bulana kadar. Ameliyata 12:30 da başlanmış ve 13:30 da bitirilmiş. ( Bunu bana verilen raporlardan öğreniyorum.) Ancak yatağıma dönüş saatim 17:00 civarı.. ( Bu bilgiyi de diğer hasta refakatçileri söyledi. )
Yapılan operasyon : GAA SOL PPV+ARKA HYALOİD SOYULMASI+DRENAJ RETİNATOMİ+SUBRETİNAL SIVI BOŞALTILMASI+SIVI HAVA DEĞİMİ+SİLİKON ENJEKSİYONU
23/7/2009 günü hastaneden taburcu edilerek eve döndüm. Verilen 3 adet damla ile birlikte ve ilk muayene olunacak tarihe kadar yüzüstü yatacaktım

Gözde Lazere Yol Göründü…
25 EYLÜL 2009 …
Bugün hem lazer için gün almaya hem de göz kontrolü yapmaya hastaneye gittim.
Sıramı beklerken diğer hastalarla sohbete başladım. Benim gibi sorunu olandan farklı şikayeti olanlara kadar hastalar saatler geçtikçe çoğalmaya başladı. 60 yaşlarında bir hasta göz damarları tıkanıklığından, bir diğeri retina yırtılmasından bir başkası gözündeki problemi bilmeden gelmiş.
Benimle aynı durumda olan yani retina yırtılması olduğunu söyleyen bir hasta ağbimiz ilk ameliyatını 5000 TL karşılığında D… Göz hastanesinde olduğunu söyledi. Ona da silikon yapmışlar. Siklonu almak için tekrar aynı hastaneye gittiğinde
2500 TL daha silikon alma ameliyatı için para istemişler. O da kızmış buraya gelmiş. Keşke oraya gitmeseydim. Resmen adamı soyuyorlar dedi. Burası iyiymiş. Burada silikonu aldılar ama göremiyorum, henüz dedi. Bir başka hasta zamanla geçer hemen olmaz. Ben 5 kere ameliyata girdim. Dedi.
Sıra bana geldi.
Muayene olmak için Doktor Murat bey’in önündeydim. Her zamanki efendiliği ve alçak gönüllülüğü ile sakince muayenemi yaptı. Lazer olman gerekiyor. Dedi. Neden lazer olmam gerektiğini sorduğum da yırtıkların kaynaması için gerekli, silikonu aldığımızda yırtıkların ayrılmaması ve önceki sorunu yaşamamak için gereklidir cevabı verdi. 20 Kasıma kontrol için gün verirken lazer için gün almam gerektiğini söyledi.
Lazer için de 28 Eylüle gün aldım
Bugün hem lazer için gün almaya hem de göz kontrolü yapmaya hastaneye gittim.
Sıramı beklerken diğer hastalarla sohbete başladım. Benim gibi sorunu olandan farklı şikayeti olanlara kadar hastalar saatler geçtikçe çoğalmaya başladı. 60 yaşlarında bir hasta göz damarları tıkanıklığından, bir diğeri retina yırtılmasından bir başkası gözündeki problemi bilmeden gelmiş.
Benimle aynı durumda olan yani retina yırtılması olduğunu söyleyen bir hasta ağbimiz ilk ameliyatını 5000 TL karşılığında D… Göz hastanesinde olduğunu söyledi. Ona da silikon yapmışlar. Siklonu almak için tekrar aynı hastaneye gittiğinde
2500 TL daha silikon alma ameliyatı için para istemişler. O da kızmış buraya gelmiş. Keşke oraya gitmeseydim. Resmen adamı soyuyorlar dedi. Burası iyiymiş. Burada silikonu aldılar ama göremiyorum, henüz dedi. Bir başka hasta zamanla geçer hemen olmaz. Ben 5 kere ameliyata girdim. Dedi.
Sıra bana geldi.
Muayene olmak için Doktor Murat bey’in önündeydim. Her zamanki efendiliği ve alçak gönüllülüğü ile sakince muayenemi yaptı. Lazer olman gerekiyor. Dedi. Neden lazer olmam gerektiğini sorduğum da yırtıkların kaynaması için gerekli, silikonu aldığımızda yırtıkların ayrılmaması ve önceki sorunu yaşamamak için gereklidir cevabı verdi. 20 Kasıma kontrol için gün verirken lazer için gün almam gerektiğini söyledi.
Lazer için de 28 Eylüle gün aldım

Göze Lazerle Tedavi Günü
Lazerle tedavi olmak amacıyla tekrar Samatya’daki göz kliniğine gittim. Müracaata vardım. Ve lazer için günüm olduğunu söyledim. Dosya açılması için nüfus cüzdan fotokopisine ihtiyaç varmış. Neredeyse 6 aydan beri gidiyorum. Halen işlem yapma aşamasında kimlik fotokopisine ihtiyaç duyulması şaşırtıcı. Neyse dışarı çıktım. Fotokopi çeken yere gittim. Aslında hastane
bünyesinde bolca fotokopi olmasına rağmen kimlik fotokopisi için hastaların dışarılarda fellik fellik fotokopici araması ne kadar doğru bilmiyorum. Neyse fotokopiciyi buldum ve 50 kuruşa kimlik fotokopisini çektirdim. Geri geldim. Kaydım yapıldı. Sözleşme tarzında bir evrağa imza attırıldı. Barkodu aldım. Gözüme damla konacakmış. Onun için 9 no’lu yere gittim. Hizmetli Mahmut Efendiye söyledim. “Bekle” komutu ile banklara geçip oturdum. Beklerken imzaladığım matbu haldeki sözleşmeyi okudum. Sözleşmenin bir yanı yapılacak olan operasyonu hür irademle kabul ettiğimi. Operasyonu yapacak doktor ya asistanı kabul ettiğimi. Her türlü sorumluluğun bana ait olduğunu öğrendim.(!) Kâğıdın diğer yüzünde de olacağım ameliyat hakkında yazılar yer alıyordu. Matbu olarak hazırlanmış evrakta yapılacak operasyonla ilgili yazılanlar…Yapılacak işlem: Lazer fotokoagulasyon… İşlemin amacı: Belirlenmiş bir retina bölgesinde çevre dokularda minimal hasar oluşturacak bir terapitik yanık meydana getirmektir. Lazer fotokoagulasyon, retinanın vasküler hastalıkları moküler koridat neovasküler tümürlerin tedavisinde kullanılmaktadır. İşlem esnasında gözbebeğinizi genişletici damlalar gözünüze damlatılacaktır. Topikal anestezik madde uygulaması ve göz yüzeyine mercek konulmasını takiben lazer uygulaması uygun kadranları yapılacaktır. Sadece lokal bir hasar varsa yalnızca o bölgeye lazer uygulaması yapılır. Hasar sadece bir sahayla sınırlı değilse maküla ( keskin görme noktası ) bölgesi hariç tüm retinaya birkaç seans boyunca lazer uygulanabilmektedir. Gerekli olduğu takdirde ek bir seansta tekrar lazer uygulamasına gerek duyulabilmektedir. İşlem sonrasında inflamasyon engellenmesi için 3-4 gün süreyle damla tedavisi önerilmektedir. (Operasyon sonrası sorduğumda herhangi bir ilaca gerek olmadığı doktor tarafından söylendi ) Tedavi başarı şansı ve sonrası; Lazer fotokoagulasyon işleminin başarı şansı yüksektir.
İşlem süresi kısadır.
Riskleri
1. İnfamasyon
2. Göz içi kanama
3. Göz içi basıncında geçici ve kalıcı yükselme
4. Ağrı
5. Göz içi ve dışı enfeksiyon ( Türkçesi iltihap – bulaşma ) Bu komplikasyonların ( Türkçesi yan etki ) bazısının tedavisi mümkündür.
Komplikasyonlara bağlı olarak kalıcı görme hasarı gelişebilir. Tedavi kabul edilmezse
1. Tanınıza göre altta yatan hastalığın ilerlemesi görmenizde azalmaya, gözünüzde ağrıya, göz içi kanamalara
2. Görmenizi tamamen yitirebilirsiniz.




İmzaladığım ve tüm sonuçlardan rızam dahilinde katlanmam gerekenleri ve yapılacak tedavi ile ilgili yazılanları okurken “Damla yapılacaklar gelsin “ sözüyle gittim. Önümdeki 6 hastadan sonra sıra bana geldi. Hem sağlam hem de hasta gözüme damla damlatıldı. Sağlam gözüme niye damlattın deyince. Ona da lazım diye cevap aldım, hemşir – hizmetli – hastabakıcı Mahmut efendi’den… Hasta gözüme damlatılan damla gözümü etkilemedi ama sağlam gözüme damlatılan damla yaktı. Kenara geçip oturdum. 20 dakika sonra 2 nolu odadan doktor hanım ismimle seslendi. Geldi, gözüme baktı. “Göz merceği büyümemiş daha” dedi. “Gidin bir daha damlatsın” dedi. Hizmetli Mahmut efendiyi aradım. Söyledim. “Daha yeni damlattım hemen büyümez” dedi. Bekle… Dedi. Çaresiz tekrar bekledim. Beş dakika geçmedi ki Mahmut Efendi bir kez daha her iki gözüme damla damlattı. Halen sağlam göze neden damla damlattığını anlamadım. Doğrusu budur dedim, onlar kadar mı bilecektim. (?) 45458 protokol nosu ile lazer tedavime başlandı. Doktor hanım Op.Dr.Nurhan DİNÇER idi. Lazer yapılacak karanlık odada oturduğum tabure ve başımı koyacağım set birbirine uyumlu olmadığı için biraz sırtım yamuk oturdum. Sağlam gözümü elle kapatıp hasta gözüme ışını uygulamaya başladı. Ağrılar, sızılar arasında tedavi başladı. “Başını çekme” uyarıları geldiğinde ister istemez kafamı çektiğimin farkına varıyordum. Ağrıyor farkında değildim desem de bu uyarılar sıkça devam etti. İnanın kafamı öne doğru o şekilde yaslıyordum ki ağrı yüzünden çenemi geri çektiğimin farkında değildi. Bu kez doktor hanım müdahale ederek kafamı yaslamak zorunda kaldı. Mahcup olmuştum. Aslında hastanın kafasını kımıldatmaması için burada mekanik bir önlem alınmalıydı. Neden bunu düşünmemişler hayret…
Doktor Op.Dr.Nurhan DİNÇER hanım operasyon süresince nazik ve sabırla işine devam etmişti,. “Geçmiş olsun” dediği an rahatladım. O da ne… Tek gözüm görmüyordu. Yapılan ışının etkisi olacağını düşünerek bunu sordum. “15 dakikaya kadar geçer” dedi. “Tamam, çıkabilirsiniz” dedi. İlaç verip vermeyeceğini sorduğumda “yok, gerek yok” dedi. Evrak verecek misiniz dedim. Ona da “yok” dedi. “Yalnız ameliyat eden doktoruna görün. Belki muayene eder dedi. Doktor Murat beyi ağrıyan ve pek az gören gözüme rağmen arayıp buldum. Lazer olduğumu kontrol edip etmeyeceği konusunda doktor hanımın yönlendirdiğini söyledim. Doktor Murat Bey “Gerek yok. Daha önce görmüştüm. Söylediğim tarihte gel” dedi. Ve hastaneden 20 Kasımda kontrole gelmek üzere ayrıldım. 28 Eylül 2009
********
Göz Ameliyatı Sonrası Rahatlatan Kontrol
Önceden verilen randevu gereği 20 Kasım 2009 günü lazerli operasyon sonrası kontrol için sabah 08.30 sularında Samatya Göz polikliniğine gittim. Muayene numaramı almak için. Danışmada bulunan ve işlerini güzel yapan ve birbirlerini adeta tamamlarcasına çalışan iki bayan görevli yerlerinde yoktu. ( Daha sonra görevli bayanlardan birinin farklı bir kuruluşa gittiğini, diğer çalışanın ayrı birimde çalışmaya başladığını öğrendim. )
Bankonun önünde bulunan sandalyeye oturdum. Beklemeye başladım. Ardım sıra birkaç hasta daha geldi. Yaklaşık 10 dakika bekledim. Az sonra 25 yaşlarında genç görevli gelene kadar bekleyen hasta sayımız 7 kişiye çıkmıştı. Kimliğimi ve kontrol kartımı vererek sıra numaramı aldım.
Muayene olacağım servisin önünde sıramı beklemeye giderken kartımı hasta bakıcıya verdim. Gözlerime damla damlattı. İlacın etkisiyle acıyan gözlerimle banklardan birine oturmak ve sıramı beklemek üzere ilerledim.
Ve bir yer bulup oturdum. Gözüm kapı üzerindeki ekranda sıramı beklemeye başladım. Bir yandan da diğer hasta ve yakınlarıyla göz rahatsızlığım, ameliyatım, onların durumları üzerine muhabbette başlamış oldu.
Ve sıram geldi.
Doktor Murat Uyar bey’in odasına Günaydın diyerek girdim. Güler yüzüyle “hoş geldiniz, buyurun oturun “ diye cevap verdiğinde inanın kırk yıllık bir dostun elektriği odayı kaplamıştı.
Oturdum. Her zamanki kibarlığıyla bir şikâyetim olup olmadığını sordu. Ara sıra kasılmalar ve seyrek olarak yanmanın dışında bir acı hissetmediğimi ancak görme konusunda iyimser bir şey söyleyemeyeceğimi ifade ettim. Bu tür bir ameliyat sonrası bunların olağan olduğunu, görmem konusunda kontrol için diğer servise gidip göz tansiyonu ve görme derecemim ne durumda olduğunu tespitini istedi.
Az sonra 4 nolu serviste Asistan Dr. Öznur İşcan Uzunlulu ‘nun yanına gittim. Doktorluğun ilk yıllarının heyecanı içinde olduğu ve seçtiği mesleğin memnuniyeti gözlerinin pırıltısından belli olan doktor sırasıyla tansiyon ve göz kontrollerimi yaptığında güler yüzüyle emsal ameliyat olanların içinde ilk kez bir hastanın %70 lere varan görmeye sahip olduğunu söylüyordu. Sevinmem gerekir miydi bilemiyorum ama doktor hanım retina dekolman ameliyatları sonrası görme imkânının %10 larda seyreden hastaların çokluğuna işaret etti. Ameliyat sonrası gözlerimin görme derecesinin sevindirici olduğunu söyledi. Bir yandan da gözüme takılan merceklerle karşımdaki tablolardaki işaretlere bakıyordum. 1 – 7 – 3 rakamları önümde dalgalanıp durduğu için kesin görmeden söz edemiyordum. Silikonun varlığı bu şekilde görmeme neden oluyormuş?Raporları alarak ve memnun edici sözlerine teşekkür ederek odadan çıktım. Tekrar Murat Uyar beyin odasının önünde beklerdim. İçerideki hasta çıkınca ben girdim. Doktor bey tabureye oturttuktan sonra getirmiş olduğum sonuçlara baktı. Doktor Öznur İşcan’ın verdiği olumlu tepkiyi kendisi de verdi. Çok iyi durumda olduğumu, bu ameliyat sonrası görmemin hayret edilecek şekilde olduğunu söyledi. ( ŞİFA ALLAHU TEALANIN kudretindedir ) İçimden rabbime teşekkür ederken, böylesi bir doktorun eline düşmemin de şans olduğunu düşünüyordum. Murat bey, gerçekten işinin ehli, titiz bir insan…
Doktor bey bugün ideal hasta-doktor ilişkisi içinde idi. Bana retina, göz yuvarlığı, dekolmana uğrayan insanların çok geç olarak doktora geldiklerini böyle bir durumda geç kalınmalar olduğunda hastanın körlükle karşı karşıya kalabileceğini, bendeki sonucun çok nadir görüldüğünü anlattı. Duvarda bulunan posterler üzerinden hastalığımın ne kadar hassas olduğunu tane tane anlattı. İnanın o an karşımda hayal ettiğimi İDEAL BİR DOKTOR vardı ve buna rastladığım içinde Allaha hamd ettim. Keşke yaşamın her anında doktor-hasta ilişkisi daima böyle sıcak olsaydı. Devletin bir hastanesi öylesine değişmiş ki ta dış kapıdan sizi karşılayan görevlilerin ve uyarı levhalarının yol gösteren yaklaşımı sağlık alanında bir devrimdir.
Murat bey, kontrollerini yaptıktan sonra bir gözlük vereceğini söyledi. Böylece topal bir insanın yürümesi gibi gören gözlerim gözlükle daha sağlıklı görebilecekti. Gözlerimde ilaç olması nedeniyle gözlük alma muayenesi için 3-5 gün sonra göz doktoruna gitmem gerektiğini söyledi. Bu arada göz tansiyonum yükselmiş olduğunun tespitini de yaptı. Tansiyon için COS… adlı ilacı verdi. Günde 2 kez bir damla olarak ve sürekli kullanacağım bu ilacın adını tam yazmamamın nedeni bu yazıyı okuyanların etkilenmemesi içindir. Bu ilaç göz tansiyonumun yükselmesini engelleyecekti. Tansiyonumun düşük olduğu bir anda gözlük için doktora gitmemi önerdi.
Bu arada retinanın çok ince bir doku olduğunu, silikonun alınışı sırasında zedelenme ve bu zedelenme sonucunda başa dönme, görmeme gibi bir riskin olduğunu da belirtti. Ocak ayına randevu veren doktorum bu zaman zarfında iyileşme olur, gözlükle de sorun olmazsa istersem silikonun alınıp alınmamasına dahi beraberce karar vereceğimizi söyledi. Ben işi ehli bilir kuralını iyi bildiğimden bu durumda takdirin kendisine ait olacağını, kendisine güvendiğimi söyledim
Daha önce de yazdım. İstanbul Samatya Araştırma Hastanesi Göz servisi Dr. Kadir Eltutar’ın harika ekibi ile ideal bir durumdadır. İşini bilen, mütevazı, insana saygılı harika bir ekibin başında olduğu için Sayın Eltutar’ı bir kez daha kutluyorum.
19 Ocak 2010 ayında tekrar gelmek üzere ve doktoruma bir kez daha teşekkür ederek, rahatlamış ve umutlu bir gönülle oradan ayrıldım.
Allahu Teala cümle hastalara şifa versin derken bu tür doktorların sayısının artmasını nasip etsin

Bankonun önünde bulunan sandalyeye oturdum. Beklemeye başladım. Ardım sıra birkaç hasta daha geldi. Yaklaşık 10 dakika bekledim. Az sonra 25 yaşlarında genç görevli gelene kadar bekleyen hasta sayımız 7 kişiye çıkmıştı. Kimliğimi ve kontrol kartımı vererek sıra numaramı aldım.
Muayene olacağım servisin önünde sıramı beklemeye giderken kartımı hasta bakıcıya verdim. Gözlerime damla damlattı. İlacın etkisiyle acıyan gözlerimle banklardan birine oturmak ve sıramı beklemek üzere ilerledim.

Ve bir yer bulup oturdum. Gözüm kapı üzerindeki ekranda sıramı beklemeye başladım. Bir yandan da diğer hasta ve yakınlarıyla göz rahatsızlığım, ameliyatım, onların durumları üzerine muhabbette başlamış oldu.
Ve sıram geldi.
Doktor Murat Uyar bey’in odasına Günaydın diyerek girdim. Güler yüzüyle “hoş geldiniz, buyurun oturun “ diye cevap verdiğinde inanın kırk yıllık bir dostun elektriği odayı kaplamıştı.
Oturdum. Her zamanki kibarlığıyla bir şikâyetim olup olmadığını sordu. Ara sıra kasılmalar ve seyrek olarak yanmanın dışında bir acı hissetmediğimi ancak görme konusunda iyimser bir şey söyleyemeyeceğimi ifade ettim. Bu tür bir ameliyat sonrası bunların olağan olduğunu, görmem konusunda kontrol için diğer servise gidip göz tansiyonu ve görme derecemim ne durumda olduğunu tespitini istedi.
Az sonra 4 nolu serviste Asistan Dr. Öznur İşcan Uzunlulu ‘nun yanına gittim. Doktorluğun ilk yıllarının heyecanı içinde olduğu ve seçtiği mesleğin memnuniyeti gözlerinin pırıltısından belli olan doktor sırasıyla tansiyon ve göz kontrollerimi yaptığında güler yüzüyle emsal ameliyat olanların içinde ilk kez bir hastanın %70 lere varan görmeye sahip olduğunu söylüyordu. Sevinmem gerekir miydi bilemiyorum ama doktor hanım retina dekolman ameliyatları sonrası görme imkânının %10 larda seyreden hastaların çokluğuna işaret etti. Ameliyat sonrası gözlerimin görme derecesinin sevindirici olduğunu söyledi. Bir yandan da gözüme takılan merceklerle karşımdaki tablolardaki işaretlere bakıyordum. 1 – 7 – 3 rakamları önümde dalgalanıp durduğu için kesin görmeden söz edemiyordum. Silikonun varlığı bu şekilde görmeme neden oluyormuş?Raporları alarak ve memnun edici sözlerine teşekkür ederek odadan çıktım. Tekrar Murat Uyar beyin odasının önünde beklerdim. İçerideki hasta çıkınca ben girdim. Doktor bey tabureye oturttuktan sonra getirmiş olduğum sonuçlara baktı. Doktor Öznur İşcan’ın verdiği olumlu tepkiyi kendisi de verdi. Çok iyi durumda olduğumu, bu ameliyat sonrası görmemin hayret edilecek şekilde olduğunu söyledi. ( ŞİFA ALLAHU TEALANIN kudretindedir ) İçimden rabbime teşekkür ederken, böylesi bir doktorun eline düşmemin de şans olduğunu düşünüyordum. Murat bey, gerçekten işinin ehli, titiz bir insan…
Doktor bey bugün ideal hasta-doktor ilişkisi içinde idi. Bana retina, göz yuvarlığı, dekolmana uğrayan insanların çok geç olarak doktora geldiklerini böyle bir durumda geç kalınmalar olduğunda hastanın körlükle karşı karşıya kalabileceğini, bendeki sonucun çok nadir görüldüğünü anlattı. Duvarda bulunan posterler üzerinden hastalığımın ne kadar hassas olduğunu tane tane anlattı. İnanın o an karşımda hayal ettiğimi İDEAL BİR DOKTOR vardı ve buna rastladığım içinde Allaha hamd ettim. Keşke yaşamın her anında doktor-hasta ilişkisi daima böyle sıcak olsaydı. Devletin bir hastanesi öylesine değişmiş ki ta dış kapıdan sizi karşılayan görevlilerin ve uyarı levhalarının yol gösteren yaklaşımı sağlık alanında bir devrimdir.
Murat bey, kontrollerini yaptıktan sonra bir gözlük vereceğini söyledi. Böylece topal bir insanın yürümesi gibi gören gözlerim gözlükle daha sağlıklı görebilecekti. Gözlerimde ilaç olması nedeniyle gözlük alma muayenesi için 3-5 gün sonra göz doktoruna gitmem gerektiğini söyledi. Bu arada göz tansiyonum yükselmiş olduğunun tespitini de yaptı. Tansiyon için COS… adlı ilacı verdi. Günde 2 kez bir damla olarak ve sürekli kullanacağım bu ilacın adını tam yazmamamın nedeni bu yazıyı okuyanların etkilenmemesi içindir. Bu ilaç göz tansiyonumun yükselmesini engelleyecekti. Tansiyonumun düşük olduğu bir anda gözlük için doktora gitmemi önerdi.
Bu arada retinanın çok ince bir doku olduğunu, silikonun alınışı sırasında zedelenme ve bu zedelenme sonucunda başa dönme, görmeme gibi bir riskin olduğunu da belirtti. Ocak ayına randevu veren doktorum bu zaman zarfında iyileşme olur, gözlükle de sorun olmazsa istersem silikonun alınıp alınmamasına dahi beraberce karar vereceğimizi söyledi. Ben işi ehli bilir kuralını iyi bildiğimden bu durumda takdirin kendisine ait olacağını, kendisine güvendiğimi söyledim
Daha önce de yazdım. İstanbul Samatya Araştırma Hastanesi Göz servisi Dr. Kadir Eltutar’ın harika ekibi ile ideal bir durumdadır. İşini bilen, mütevazı, insana saygılı harika bir ekibin başında olduğu için Sayın Eltutar’ı bir kez daha kutluyorum.
19 Ocak 2010 ayında tekrar gelmek üzere ve doktoruma bir kez daha teşekkür ederek, rahatlamış ve umutlu bir gönülle oradan ayrıldım.
Allahu Teala cümle hastalara şifa versin derken bu tür doktorların sayısının artmasını nasip etsin

********
Gözde Silikon Sonrası Muayene
Son kontrolümde doktorumun tavsiyesi ile gözlük almak için bir gün önce almış olduğum randevu doğrultusunda 02/12/2009 günü göz doktoruna gittim.
İstanbul Eğitim Hastanesi Göz 6 numaralı serviste bulunan Asistan Doktor Murat Tetik şikayetimi sordu polikliniğinde.
Durumu anlattım, bu nedenle geldiğimi söyledim.
Sözümü tamamlamadan “ben de doktorum, silikon yapılmış göze gözlük olmaz” diye cevap verdi. “Ben söyleneni yapıyorum, olmaz diyorsanız diyecek bir seyim yok” dedim.
Göz tansiyonumu ölçtü. 13 dedi. Önceki 21 imiş şimdi düşmüş. dedi. Gözlük camı için kontrolü yaptığında taktiği merceklerle biraz daha net görsemde çatallaşmış, dalgalı görmemin düzelmediğini söyledim. Gözlük camı olmadan da biraz daha gribi, karışık, daha büyük harfleri ise seçebildiğimi söyledim. “Eğer gözlük verirsem birinde sorun yok, diğerinde de çok farklı numara vereceğim için gözlük olmaz. Yürüyemezsin, dolaşamazsın” dedi.
“O yüzden sana Gözlük yazamam, yazsam da işine yaramaz” dedi.
“Tamam” dedim “Doktor bey. Nasıl isterseniz. Ocak ayında kontrole geleceğim zaten. O zaman yine doktoruma söylerim” dedim. Göz tansiyonu için verilen ilacın kanamaya sebep olduğunu söyledim. Yan etkiden kaynaklandığını onun içinde ilaç verecğini söyledi.
“Tansiyon ilaçlarına devam et. Görmende sıkınıtı olmadığına göre böyle devam et. Silikon alındığında Gözlük verilebilir” dedi. “Çünkü gözde bulunan silikon mercek vazifesi görüyor ve miyobi gözlerde belli mesafeyi net görebilirsin” dedi. “Evet” dedim. 20 cm uzaklıkta koluma baktığımda kılları çok net seçiyorum ama uzağı değil dedim.
Doğru olduğunu söyledi. Ilaç vererek gönderdi
İstanbul Eğitim Hastanesi Göz 6 numaralı serviste bulunan Asistan Doktor Murat Tetik şikayetimi sordu polikliniğinde.
Durumu anlattım, bu nedenle geldiğimi söyledim.
Sözümü tamamlamadan “ben de doktorum, silikon yapılmış göze gözlük olmaz” diye cevap verdi. “Ben söyleneni yapıyorum, olmaz diyorsanız diyecek bir seyim yok” dedim.
Göz tansiyonumu ölçtü. 13 dedi. Önceki 21 imiş şimdi düşmüş. dedi. Gözlük camı için kontrolü yaptığında taktiği merceklerle biraz daha net görsemde çatallaşmış, dalgalı görmemin düzelmediğini söyledim. Gözlük camı olmadan da biraz daha gribi, karışık, daha büyük harfleri ise seçebildiğimi söyledim. “Eğer gözlük verirsem birinde sorun yok, diğerinde de çok farklı numara vereceğim için gözlük olmaz. Yürüyemezsin, dolaşamazsın” dedi.
“O yüzden sana Gözlük yazamam, yazsam da işine yaramaz” dedi.
“Tamam” dedim “Doktor bey. Nasıl isterseniz. Ocak ayında kontrole geleceğim zaten. O zaman yine doktoruma söylerim” dedim. Göz tansiyonu için verilen ilacın kanamaya sebep olduğunu söyledim. Yan etkiden kaynaklandığını onun içinde ilaç verecğini söyledi.
“Tansiyon ilaçlarına devam et. Görmende sıkınıtı olmadığına göre böyle devam et. Silikon alındığında Gözlük verilebilir” dedi. “Çünkü gözde bulunan silikon mercek vazifesi görüyor ve miyobi gözlerde belli mesafeyi net görebilirsin” dedi. “Evet” dedim. 20 cm uzaklıkta koluma baktığımda kılları çok net seçiyorum ama uzağı değil dedim.
Doğru olduğunu söyledi. Ilaç vererek gönderdi

19 Ocak 2010 günü kontrol maksadıyla doktora gittim. Periyodik göz damlasının ardından göz tansiyonum ölçüldüğünde 35 oranını görünce şaşırdım. Daha önce tansiyonu önleyici olarak verildiği söylenen damlanın kafamda ağrılara ve vücudumda dozer geçmiş gibi beni yorgun bırakmasının ardından ve haliyle bitmesiyle de kullanmadığım günlerde tansiyonumu artırdığı muayene esnasında tespit edildi. Doktor beyin söylediği bu… İlaç bende aşırı yorgunluğa sebep olmasına rağmen
dayandığım günlere mi yoksa 3 haftada kullanmadığım günlerin sonucunda göz tansiyonumu artırmış olmama üzüleyim karar veremedim. Sonra gözlük almak için gittiğim doktorada söylediğim gün bana yine aynı damla ve yanında refresh denilen ilaç verilmişti.
dayandığım günlere mi yoksa 3 haftada kullanmadığım günlerin sonucunda göz tansiyonumu artırmış olmama üzüleyim karar veremedim. Sonra gözlük almak için gittiğim doktorada söylediğim gün bana yine aynı damla ve yanında refresh denilen ilaç verilmişti.
Bu iki ilacı aralarında 5-10 dakikalık bir süre vererek kullanmama rağmen daha kötü duruma düşmemin sıkıntısını da ben bilirim. Işık altında göz kontrolüm yapıldı. Ve silikonun gözden çıkartılması için karara verildi. Yani tekrara ameliyat masasına yatacağım. Silikonun gözümde tansiyona sebep olması ve bu nedenle alınması gerektiğini öğrendim. Bunun için ameliyat öncesi kan + göğüs + EKG tahlillerini müteakip dâhiliye kontrolünden sonra ameliyat günü almak için tekrara hastaneye gideceğim.

Birkaç ay önceki kontrolde silikonun alınmayabileceği söylenirken şimdi alınacağının söylenmesi karşısında kısa süreli tereddüt yaşasam da doktoruma güvendiğimi, artık tanıdığı hastasına uygun olabilecek tedaviyi yapacağına emin olduğumdan sadece söylenenleri uymak zorunda hissettim. Ve gerekli tahliller ve kontroller için işlemlere başladım. Sıra ameliyat gününü almaya geldi
Ancak merak ettiğim sorular da yok değil.
1 – Retina dekolmana uğramış hastaya yapılan silikondan sonra göz basıncı 35 olarak ölçülmüştür. Bu durumda hastanın riski nedir.
2 – Ayrıca silikonun alınması ile gözde ameliyat sonrası ne gibi riskler oluşabilir.
3 - Silikonlu ve silikonsuz görme oranı sağlam göze göre ne kadardır
4 – Silikon yağı büyük bir ihtimalle retinanın daha fazla yırtılmasına engel oluyor ve bunun içinde lazerle destekleniyorsa. Daha sonra neden alınma zorunluluğu doğuyor .
5 – Görüştüğüm hastaların içinde ben silikonla yaşıyorum diyene rastlamadım. Kimse sorsam silikonum alınacak ya da alındı cevabı veriliyor. 1945 yılından bu yana gözde kullanılan silikon yağının faydası gerçekten kanıtlanmış mıdır. Yoksa insanlar denek olarak mı kullanılıyor
Ancak merak ettiğim sorular da yok değil.
1 – Retina dekolmana uğramış hastaya yapılan silikondan sonra göz basıncı 35 olarak ölçülmüştür. Bu durumda hastanın riski nedir.
2 – Ayrıca silikonun alınması ile gözde ameliyat sonrası ne gibi riskler oluşabilir.
3 - Silikonlu ve silikonsuz görme oranı sağlam göze göre ne kadardır
4 – Silikon yağı büyük bir ihtimalle retinanın daha fazla yırtılmasına engel oluyor ve bunun içinde lazerle destekleniyorsa. Daha sonra neden alınma zorunluluğu doğuyor .
5 – Görüştüğüm hastaların içinde ben silikonla yaşıyorum diyene rastlamadım. Kimse sorsam silikonum alınacak ya da alındı cevabı veriliyor. 1945 yılından bu yana gözde kullanılan silikon yağının faydası gerçekten kanıtlanmış mıdır. Yoksa insanlar denek olarak mı kullanılıyor

Laser Fotokoagülasyon Oluyorum
“Laser Fotokoagülasyon” olmak için bu sabah 08:00 de yeniden İstanbul Eğitim Hastanesi Göz servisi koridorlarındaydım.
Laser Fotokoagülasyon ameliyat günü için verilen kartımı görevli doktora verdim. Dosya çıkartılmak üzere hemşireye yönlendirildim. Hiç sevmediğim ve ben de kötü bir anısı olan ( babam Haseki hastanesinde bir doktorun yanlış lazer uygulamasıyla önce gözünü, sonra yüzünü ve daha sonra yataklara düşmüş, 7 yıl çile çekerek Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, komşusu Hazreti Muhammed Aleyhisselam olsun. AMİN) gözde lazer ameliyatına mecbur kalmış olmanın üzüntüsü içerisinde hemşireye evraklarımı verirken sordum.
Ameliyatımı kim yapacak dedim.” Kadir Hoca” diye yanıt verdi. Rahatlamıştım. Bir asistan doktor yapacak diye endişeleniyordum ve buna müsaade etmekte istemiyordum. Gözde lazer bana göre en fazla riski olan bir ameliyat şekli idi. Yanlış bir yere uygulansa da uygulanmasa da lazer her ne şekilde olursa olsun yakıcı ve zamanla eritici bir özelliğe sahipti. Hasta dokulara yapılan bir lazer tedavisi çevresindeki sağlam dokuları da etkilemektedir. Doktorların çok iyi bildiği bu operasyonun sonuç şekli başka bir alternatif bulunamadığı ve halkımızın da “çok kolay lazer oldum, anlamadım” tarzı parlak düşünceleri nedeniyle nedense rağbet görmektedir. Aslında lazer uygulandığı yere bir mum alevinin mumu erittiği gibi eritmesine neden olmaktadır. Bu da yıllar sonra kanser olarak fatura edilmektedir. Kanser hastalarına uygulanan lazer tedavisinde neden iyi bir sonuç vermediği ve hasta bölge ya da çevresinin daha sonra tedavi edilemez yaralara uğramasının yegâne nedeni budur.İşte bu düşüncelerle Kadir Hocanın ( Op. Dr. Kadir Eltutar ) yapacağını duyunca mecburen rahatladım. Bu konuda bir teyidi de asistan doktora dosyamı götürdüğümde sordum. Aynı cevabı aldım.
Saat 10:30 a kadar bekledim. Ve sıra bana geldiğinde Laser Fotokoagülasyon Ameliyatının yapılacağı odaya girdim. Küçük bir makinenin bulunduğu küçük bir odada yanımızda asistan doktor olduğu halde Dr. Kadir Eltutar beyin gösterdiği yere oturdum. 2002 yılında yaptığı katarakt ameliyatımdan sonra sürekli şükran duyduğum ve bir türlü görüşmeye imkan bulamadığım Kadir Hoca ile karşı karşıya idim. Hoş sohbet, babacan bir kişiliğe sahip olduğunu daha önce de yazmıştım. Sınava girecek öğrenci kadar heyecanlıydım. Yıllardır arkasından dua ettiğim, beni 30 yıl kullandığım gözlüklerden kurtaran ve mükemmel bir katarak ameliyatı yapan Kadir Hoca operasyona başladığını söyledi. Bismillahirrahmanirrahim diye başladığım duama devam edemeden ” bitti, geçmiş olsun” demesi bir anda oldu. Belki dakika sürmeyen bu operasyonda sadece göz merkezimde çıtır çıtır bir ses duydum. Geçmiş olsun dedi. Retina ameliyatımın da güzel göründüğünü belirtti. “Benden bu kadar, Doktoruna gidip gösterebilirsin” dedi.
Teşekkür ederek odadan çıktım. Bir duam da bu lazerin hakkımda şifa olmasıydı.. Ve kontrol gününe kadar hastaneden ayrıldım. - 20.02.2010
Laser Fotokoagülasyon ameliyat günü için verilen kartımı görevli doktora verdim. Dosya çıkartılmak üzere hemşireye yönlendirildim. Hiç sevmediğim ve ben de kötü bir anısı olan ( babam Haseki hastanesinde bir doktorun yanlış lazer uygulamasıyla önce gözünü, sonra yüzünü ve daha sonra yataklara düşmüş, 7 yıl çile çekerek Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, komşusu Hazreti Muhammed Aleyhisselam olsun. AMİN) gözde lazer ameliyatına mecbur kalmış olmanın üzüntüsü içerisinde hemşireye evraklarımı verirken sordum.
Ameliyatımı kim yapacak dedim.” Kadir Hoca” diye yanıt verdi. Rahatlamıştım. Bir asistan doktor yapacak diye endişeleniyordum ve buna müsaade etmekte istemiyordum. Gözde lazer bana göre en fazla riski olan bir ameliyat şekli idi. Yanlış bir yere uygulansa da uygulanmasa da lazer her ne şekilde olursa olsun yakıcı ve zamanla eritici bir özelliğe sahipti. Hasta dokulara yapılan bir lazer tedavisi çevresindeki sağlam dokuları da etkilemektedir. Doktorların çok iyi bildiği bu operasyonun sonuç şekli başka bir alternatif bulunamadığı ve halkımızın da “çok kolay lazer oldum, anlamadım” tarzı parlak düşünceleri nedeniyle nedense rağbet görmektedir. Aslında lazer uygulandığı yere bir mum alevinin mumu erittiği gibi eritmesine neden olmaktadır. Bu da yıllar sonra kanser olarak fatura edilmektedir. Kanser hastalarına uygulanan lazer tedavisinde neden iyi bir sonuç vermediği ve hasta bölge ya da çevresinin daha sonra tedavi edilemez yaralara uğramasının yegâne nedeni budur.İşte bu düşüncelerle Kadir Hocanın ( Op. Dr. Kadir Eltutar ) yapacağını duyunca mecburen rahatladım. Bu konuda bir teyidi de asistan doktora dosyamı götürdüğümde sordum. Aynı cevabı aldım.
Saat 10:30 a kadar bekledim. Ve sıra bana geldiğinde Laser Fotokoagülasyon Ameliyatının yapılacağı odaya girdim. Küçük bir makinenin bulunduğu küçük bir odada yanımızda asistan doktor olduğu halde Dr. Kadir Eltutar beyin gösterdiği yere oturdum. 2002 yılında yaptığı katarakt ameliyatımdan sonra sürekli şükran duyduğum ve bir türlü görüşmeye imkan bulamadığım Kadir Hoca ile karşı karşıya idim. Hoş sohbet, babacan bir kişiliğe sahip olduğunu daha önce de yazmıştım. Sınava girecek öğrenci kadar heyecanlıydım. Yıllardır arkasından dua ettiğim, beni 30 yıl kullandığım gözlüklerden kurtaran ve mükemmel bir katarak ameliyatı yapan Kadir Hoca operasyona başladığını söyledi. Bismillahirrahmanirrahim diye başladığım duama devam edemeden ” bitti, geçmiş olsun” demesi bir anda oldu. Belki dakika sürmeyen bu operasyonda sadece göz merkezimde çıtır çıtır bir ses duydum. Geçmiş olsun dedi. Retina ameliyatımın da güzel göründüğünü belirtti. “Benden bu kadar, Doktoruna gidip gösterebilirsin” dedi.
Teşekkür ederek odadan çıktım. Bir duam da bu lazerin hakkımda şifa olmasıydı.. Ve kontrol gününe kadar hastaneden ayrıldım. - 20.02.2010

Gözdeki Silikon alınıyor
2 Şubat akşamı İstanbul’da aniden bastıran poyraz rüzgârın eşliğindeki yoğun kar yağışı, kısa zamanda İstanbul’un üzerine çökmüştü. Trafik kapanmaya yollar kapanmaya ve insanlar biran önce eve gidebilme telaşı içindeydi. Gece boyu devam eden kar, sabah uyandığımda İstanbul’un beyaz bir güzelliğe bürümüştü her yer bembeyaz her yer kötülüğün ve pisliğin kapanmış olmasıyla tertemiz bir kent görünümündeydi. Camdan baktığımda kapalı olan yollar bugün olacağım ameliyatın iptal edilebileceğine işaretti.
İnternetten büyük şehrin kameralarına baktığımda sabahın 5.30 da yolların kardan temizlenmiş tek tük araçların yol aldığını gösteriyordu. Gideceğim güzergahtaki yolların kameralarına bakarak korkulacak bir şeyin olmadığını gördüm ve sabah 06:00 da yola çıktım. Semtimizdeki yoğun kar yağışıyla ağar ağar yürüyerek durağa çıktım. Çok beklemedim gelen otobüse binerek hastaneye ulaştım.
Barkodumu alarak ameliyat olacağım İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi göz kliniğine gittim. Hasta yatış kâğıdımı daha sonra adının Yeliz Büyük olduğunu öğrendiğim asistan doktora vererek işlemlerime başladım. Bir yandan dosyam hazırlanırken diğer yandan asistan doktorların yaptığı ilk kontrollerle muayenemi oldum. Asistan Doktor Dilek Erdoğan’ın gözlerimi kontrolünden sonra doktorum Op.Dr. Murat Uyar beyin son kontrolüyle birlikte ameliyata hazırlık yapmak için yatağıma gönderildim. Az sonra ameliyat elbiselerimi getiren müstahdem giyinmemi istedi. Tam üstümü giyinirken bayan hizmetli önlüğü bağlamama yardımcı olurken erkek hizmetliye tekerlekli sandalyeyi getirmesini istedi erkek hizmetli "ameliyathaneye kadar yürüsün" dedi. Bayan hizmetli sorumluluğunun bilinciyle ve sakince tekerlikli sandalyeyi getirmesi için ısrar etti. Az sonra gelen tekerlikli sandalyeye ayak ve baş galoşlarımı giymiş olduğum halde ameliyathaneye götürdü
Modern makinelerle donanmış ve tertemiz ameliyathaneye girdim. Az sonra ameliyat olacağım masaya yatırıldım. Başımı rahat edeceğim şekilde sedyeye uzanıp oksijen maskesini burnuma taktılar. Birazdan üzerimi yeşil bir örtüyle örteceklerini ve bir gözümün açık kalacağını söylediler . Az sonra yanıma gelen doktorum Op.Dr. Murat Uyar yapılan ilaçlarla acı duymayacağımı korkmamamı, sakin olmamı istedi. Eğer rahatsız olursam işaret vermemin yeterli olacağını belirtti. Bir yandan sohbet ederken bir yandan rahatlatmaya çalışıyordu. Hazırlıklar sürerken güven verici yaklaşımıyla kendimi biraz daha rahatlamış hissetmiştim. Rabbime dua ederek ameliyatımın kolay geçmesini , doktoruma kolaylık ihsan etmesini, doktorumun ellerinden şifa vermesini diledim. Gözümün üzerinde bir takım hareketler oluştu. Bir şey hissetmiyordum. Saat 9:40 ta girdiğim ameliyattan 10:20 de doktorumun geçmiş olsun demesiyle ameliyatın bitmiş olduğunu anlamıştım. Tekerlikli sandalyeyle yatağıma döndüm. Yüzüstü pozisyonda yatmak kaydıyla yatağıma uzandım. Diğer hasta refakatçilerinin "geçmiş olsun" larıyla bir ameliyatı daha geride bırakmıştım. Bir kaç saat sonra doktorum beraberinde asistan doktor olduğu halde kontrole gelerek tavsiyelerde bulundu. Bir gece hastanede kaldım. Ertesi sabah 7:00'de asistan doktorların kontrolünü müteakip Op.Dr. Sedat GÜRKAN'ın son kontrolüyle herhangi bir sorun olmadığı söylendi. Asistan Doktor Yeliz Büyük’ün hazırladığı reçeteyle 09.02.2010 tarihinde kontrole gelmek üzere taburcu edildim. Teşekkür ederek oradan ayrıldım 07.02.2010

İnternetten büyük şehrin kameralarına baktığımda sabahın 5.30 da yolların kardan temizlenmiş tek tük araçların yol aldığını gösteriyordu. Gideceğim güzergahtaki yolların kameralarına bakarak korkulacak bir şeyin olmadığını gördüm ve sabah 06:00 da yola çıktım. Semtimizdeki yoğun kar yağışıyla ağar ağar yürüyerek durağa çıktım. Çok beklemedim gelen otobüse binerek hastaneye ulaştım.
Barkodumu alarak ameliyat olacağım İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi göz kliniğine gittim. Hasta yatış kâğıdımı daha sonra adının Yeliz Büyük olduğunu öğrendiğim asistan doktora vererek işlemlerime başladım. Bir yandan dosyam hazırlanırken diğer yandan asistan doktorların yaptığı ilk kontrollerle muayenemi oldum. Asistan Doktor Dilek Erdoğan’ın gözlerimi kontrolünden sonra doktorum Op.Dr. Murat Uyar beyin son kontrolüyle birlikte ameliyata hazırlık yapmak için yatağıma gönderildim. Az sonra ameliyat elbiselerimi getiren müstahdem giyinmemi istedi. Tam üstümü giyinirken bayan hizmetli önlüğü bağlamama yardımcı olurken erkek hizmetliye tekerlekli sandalyeyi getirmesini istedi erkek hizmetli "ameliyathaneye kadar yürüsün" dedi. Bayan hizmetli sorumluluğunun bilinciyle ve sakince tekerlikli sandalyeyi getirmesi için ısrar etti. Az sonra gelen tekerlikli sandalyeye ayak ve baş galoşlarımı giymiş olduğum halde ameliyathaneye götürdü
Modern makinelerle donanmış ve tertemiz ameliyathaneye girdim. Az sonra ameliyat olacağım masaya yatırıldım. Başımı rahat edeceğim şekilde sedyeye uzanıp oksijen maskesini burnuma taktılar. Birazdan üzerimi yeşil bir örtüyle örteceklerini ve bir gözümün açık kalacağını söylediler . Az sonra yanıma gelen doktorum Op.Dr. Murat Uyar yapılan ilaçlarla acı duymayacağımı korkmamamı, sakin olmamı istedi. Eğer rahatsız olursam işaret vermemin yeterli olacağını belirtti. Bir yandan sohbet ederken bir yandan rahatlatmaya çalışıyordu. Hazırlıklar sürerken güven verici yaklaşımıyla kendimi biraz daha rahatlamış hissetmiştim. Rabbime dua ederek ameliyatımın kolay geçmesini , doktoruma kolaylık ihsan etmesini, doktorumun ellerinden şifa vermesini diledim. Gözümün üzerinde bir takım hareketler oluştu. Bir şey hissetmiyordum. Saat 9:40 ta girdiğim ameliyattan 10:20 de doktorumun geçmiş olsun demesiyle ameliyatın bitmiş olduğunu anlamıştım. Tekerlikli sandalyeyle yatağıma döndüm. Yüzüstü pozisyonda yatmak kaydıyla yatağıma uzandım. Diğer hasta refakatçilerinin "geçmiş olsun" larıyla bir ameliyatı daha geride bırakmıştım. Bir kaç saat sonra doktorum beraberinde asistan doktor olduğu halde kontrole gelerek tavsiyelerde bulundu. Bir gece hastanede kaldım. Ertesi sabah 7:00'de asistan doktorların kontrolünü müteakip Op.Dr. Sedat GÜRKAN'ın son kontrolüyle herhangi bir sorun olmadığı söylendi. Asistan Doktor Yeliz Büyük’ün hazırladığı reçeteyle 09.02.2010 tarihinde kontrole gelmek üzere taburcu edildim. Teşekkür ederek oradan ayrıldım 07.02.2010

Retina Dekolman Ameliyat Sürecindeki Doktorlar
Muhakkak ki veren de alan da Allahu Teala'dır. Bir damla sudan insanı yaratan , ona şekil veren , yediren - içiren ve sağlıklı şekilde olmasını sağlayanda O'dur. Ve Allahu Teala kuluna sıkıntı verdiği zaman o sıkıntının olduğu sürece sabır ve sebat göstermesi sonucu refahını da sağlar. Ve her derdin devası olduğu gibi mükafatı da vardır.
Muhakkak ki veren de alan da Allahu Teala'dır. Bir damla sudan insanı yaratan , ona şekil veren , yediren - içiren ve sağlıklı şekilde olmasını sağlayanda O'dur. Ve Allahu Teala kuluna sıkıntı verdiği zaman o sıkıntının olduğu sürece sabır ve sebat göstermesi sonucu refahını da sağlar. Ve her derdin devası olduğu gibi mükafatı da vardır.
Tüm alemi insanların faydasına sunan Alemlerin Rabbi hastalıkların yanı sıra tedavi için sebepler halk ederken şifayı da mutlak surette yaratmıştır. Hastalığa muzdarip olunduğunda sebeplere sarılmakta mutlak surette farzdır , yapılması mutlak surette emrolunmuştur. Doktorlar ve ilaçlarda böyledir.
Allahu Teala’nın verdiği hastalığı müteakip vereceği şifaya vesile olarak bana yardımcı olan doktorlarımı da bahsetmek istiyorum.
Retina dekolman teşhisi ile ilgili olarak muayene ve sonrasında yapılan ameliyatlar ve diğer işlemlerde İstanbul Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği gerçekten hastalara gösterilen ilgi bakımından mükemmel bir yer. Daha sonra klinik hakkında bilgiler aktaracağım.
DOKTORLARIM

Doç.Dr. Kadir ELTUTAR Göz Servisi klinik şefi
Dr. Kadir Eltutar : . Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Göz hastalıkları ana bilim dalından Uzman doktor olarak mesleğe başlayan Sayın Kadir Eltutar, halen İstanbul Eğitim ve Araştırma hastanesinde klinik şefi olarak görev yapmaktadır. Göz hastalıkları ve tedavisinde ilklere de imza atmış bulunan Sn Kadir Eltutar'ın çok sayıda bilimsel çalışmaları mevcuttur.
2002 yılında katarakt ameliyatımı yapan ve 1990 yılından beri halen görevinin ve kadrosunun başında olduğunu öğrendiğim Doç. Dr. Kadir ELTUTAR sempatik , babacan , otoriter bir yönetici imajı içinde olması ve hastalarıyla yakından ilgilenmesi takdire değer bir görüntü idi. Kadrosu ile arası da çok iyi. Seviyorlar… Onu yakından tanıma fırsatını bulanlar Dr. Kadir Eltutar'ı sevmekten ve ona saygı duymaktan kendini alamamaktadır. Bugün hastanenin göz servisinin özel hastanelerin bile imreneceği şekle girmesi inanıyorum ki O'nun başarısıdır. Devlet hastanesinde böyle bir değerin olması Sosyal Güvenlikli hastaların büyük bir şansıdırAllahu Teala’nın verdiği hastalığı müteakip vereceği şifaya vesile olarak bana yardımcı olan doktorlarımı da bahsetmek istiyorum.
Retina dekolman teşhisi ile ilgili olarak muayene ve sonrasında yapılan ameliyatlar ve diğer işlemlerde İstanbul Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği gerçekten hastalara gösterilen ilgi bakımından mükemmel bir yer. Daha sonra klinik hakkında bilgiler aktaracağım.
DOKTORLARIM

Doç.Dr. Kadir ELTUTAR Göz Servisi klinik şefi
Dr. Kadir Eltutar : . Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Göz hastalıkları ana bilim dalından Uzman doktor olarak mesleğe başlayan Sayın Kadir Eltutar, halen İstanbul Eğitim ve Araştırma hastanesinde klinik şefi olarak görev yapmaktadır. Göz hastalıkları ve tedavisinde ilklere de imza atmış bulunan Sn Kadir Eltutar'ın çok sayıda bilimsel çalışmaları mevcuttur.
Makaleleri
External and Endoscopic Dacryocystorhinostomy in chronic dacryocystits: Comparison of results European Archives of Oto-Rhino-Laryngology, Volume 264, N.8 Agust 2007 pp 879-885 Özgür Yiğit, Mehmet Samancıoğlu, Ümit Taşkın, Leyla Serdar, Kadir Eltutar, Murat Yanal
Uzman doktor Op.Dr.Osman Murat UYAR
Ameliyatlarımı yapan kişi.
Operatör Doktor Osman Murat Uyar 1987 de Hacettepe Üniversitesi Tıp fakültesinden mezun olduktan sonra Göz hastalıkları dalında uzmanlaşarak 1992 yılından bu yana İstanbul Eğitim ve Araştırma hastanesinde doktorluk görevini sürdürmektedir. Göz hastalıkları ve tedavisi üzerine yazılmış bir çok makalesi bulunmaktadır.
Güven verici , dürüst , mütevazi ...
Dr. Osman Murat bey otoriter kişiliğinin yanı sıra asistanlar ve diğer çalışanlar üzerindeki etkisi gözle görülür bir durumda. Fazla konuşkan biri değil. Bu suskunluğu karakteristik bir özellik olarak yansısa da ortamını bulduğunda sohbeti hoş bir insan. Belki hastalarla arasında mesafe bulundurma düşüncesi olarak görülse de ancak hasta psikolojisi için negatif bir durum olarak da görülebilir. Aslında her yaştan , her kültürden hastalarla gün botu karşılaşmak zor bir iş. Sosyal hayatında konuşkan ve güvenilir bir insan olduğu kendisini belli ediyor. Aslında yıllarca , Uzmanlık belgesini aldığı 1992 yılından bu yana aynı hastanede görev yapmasına rağmen hasta – doktor ilişkisinin yüzeysel kalması günü birlik hastaların çokluğundan kaynaklanmaktadır. Ancak benim gibi pimpirikli ve hassas düşünen hastalar duruma bu açıdan pek bakmamaktadır.
Makalelerinin bir kısmı
Pnömatik Retinopeksi Sonuçları
Retina Dekolman Cerrahisinde Postoperatif Eksplant Çıkarılması
Psödofakik Yırtıklı Retina Dekolmanı Tedavisinde 23 Gauge Pars Plana Vitrektomi Sonuçlarımız Türk Oftalmoloji Gazetesi Cilt: 39 Sayı: 4 2009 Sayfalar 276 – 282 Tamer Eryiğit, Osman Murat Uyar, Fevzi Akkan, Kadir Eltutar
ve Op.Dr.Nurhan DİNÇER

Asistan olarak görev yapan diğer çalışanların işin stresinden ya da hastaların olur olmaz istekleriyle uğraşmaları , uzman doktorların görünür görünmez denetim baskısından olsa gerek zaman zaman çok olmasa da agresif davranmaları dikkate alınmadığı takdirde hepsi bir melek …
Uzman doktorların en büyük yardımcıları adeta sağ kolları…
İşte onlardan bazılarının isimleri …
Uzman doktorların en büyük yardımcıları adeta sağ kolları…
İşte onlardan bazılarının isimleri …
Dr.Ahmet EKİZOĞLU ,
Dr.Ayşe TEKİN ,
Dr.Dinçer DİNÇ , ( Kapsül Germe Halkaları - Viral Konjonktivitler ve Tedavisi - Epiretinal Membran Cerrahisi )
Dr.Hatice AKTAŞ , ( Kornea Anatomisi, Fizyolojisi, Dejeneresans ve Distrofileri )
Dr.Elif KARAGÖZ ,
Dr.Kübra KESEKLER ,
Dr.Murat TETİK ,
Dr.N. Demet ÖZÇELİK ,
Dr. Öznur İŞCAN ,
Dr.Tamer ERYİĞİT ,
Dr.Yusufcan YURTSEVER ,
Tedavim süresince bana yardımcı olan ve olacak herkese sonsuz şükranlarımı sunarım
Erol Kara - @Hastaneden


Sosyal Bağlantılar